Şan

Msü devlet konservatuarı opera bölümüne eğitim aldıktan sonra M.S.Ü müzikal bölümünden mezun oldu. Şanla ilgili öncelikle Avusturya / Alman ekolünü öğrendi.(Opera ve Operetler) Daha sonra Amerikalı hocaları sayesinde film müzikleri, Brodway müzikallerindeki şan tekniklerini Öğrendi. Şan ile ilgili Londra'da araştırmalar ve çalışmalar yaptığı sırada uzak doğuya olan ilgisi onu Hindistan’a götürdü, oradaki yaşam ve müzik kültürünü daha yakından araştırırken bir taraftan alanında uzman kişilerin verdiği spiritüel seminerlere katılma ve eğitim alma fırsatını buldu. Bu sayede yeni bir keşfin başlangıcını oluşturdu. Vücudun bir enstrüman olduğunu ve ruhsal yapının teknik bilgi ile sesin oluşumundaki katkısı hakkında araştırmalar yaptı.(Putaparti) Derlediği bilgiler ile ses olgusunun tıp ile olan bağlantısı üzerine derlemeler yaptığı sırada Prof Mehmet Ömür'den ses tellerinin yapısı ve sorunları ile ilgili biyolojik bilgiler edindi. Müzik üzerine yaptığı tüm araştırmaları harmanlayarak yeni ve daha anlaşılır bir şan tekniği geliştirdi. Şarkı söylemenin ruhsal psikolojik ve teknik bilgiye dayandığını, doğru çalışmalarla geliştirilebileceğini uzun yıllardır yaptırdığı ders ve müzik çalışmalarıyla neticelendirdi. Şarkı Söylemenin sadece ses telindeki bir kas hareketi olmadığını, bedenin ve ruhun birlikte hareketinden yola çıkan bir bütün olduğunu düşünmekteydi. İnsanoğlunun bir galaksi olduğunu varsayarsak önce kendine, sonra sonsuzluğa açılan bir kapı olduğunu görecektir tezini savunmaktadır. Bu yolda duyguları en anlamlı şekilde düzgün seslerle ifade edebilme sanatının şan tekniği olduğunu düşünmektedir